Etkin Yayınevi ve Kesim Danışman

Salı (05 Kasım) günü hem tanımak hem de okumayı arzuladığım yazarların biyografik romanlarını bizzat yerinden almak üzere oradaydım. Etkin Yayınevi, Kızılay’da Sümer-2 Sokak’ın Kumrular Caddesi ile hemen hemen kesiştiği bir noktada, 40/3’de. Ben aşağıdan Ziya Gökalp Bulvarı tarafından gelmiştim ama Kumrular Caddesi tarafından girilince sokağın hemen başında yayınevinin tabelası hemen göze ilişiyor zaten.


Candan Bir Ankara Yayıncısı: Kesim Danışman ve Etkin Yayınevi

Genelde okumalarımı kişiler üzerinden yapmayı seviyorum. İlkönce yaşam öykülerinden başlıyorum okumaya. Varsa bu yaşam öykülerini kitap olarak ediniyor, yoksa da internet ortamında ulaşmaya çalışıyorum. Bulabildiklerimi de kütüphanemde o kişinin eserlerinin hemen devamında ağırlıyorum.

Birçok okuma esnasında deneyimlediğim bir durum bu, eserleri okumanın tek başına yeterli olmadığı. O eserler, üretenin hangi zamanında ve ruh halinde, hangi koşullarda ortaya çıkmış bilmek de gerekiyor. Yaşam öyküleri okumanın en önemli ve en güzel yanı da bu. Sanki daha bir anlaşılıyor oluyor, okuyucuyla daha samimi ve gizlisiz saklısız konuşuyor bakmak istedikleriniz.

Hem yanlış anlaşılmalar da ortadan kalkıyor birçok yerde. Bazen sevgiliye yazılmış diye düşünülebilecek bir şiirin aslında anneye sunulduğu, hüzün dolu satırların kendi efkârı değil de çok yakın bir dostunun hıçkırığı olduğu yaşamı içinde okurken anlaşılabiliyor ancak.

Eserleri de bu yüzden yaşam öyküleri içerisinde sırası geldikçe okumaya çalışıyor, bundan daha büyük bir keyif alıyorum. Olabildiğince demek gerekiyor aslında, bazı eserleri bulmak mümkün olmadığı gibi, bazıları da henüz Türkçeye çevrilmemiş olabiliyor zira.

İşte böylesi bir okuma esnasında Puşkin‘le kesişti yollarımız. Puşkin‘i tanımak adına yaşam öyküsünü anlatan kitap, dergi, video ne varsa toplamaya başladım. Bu öyle bir hal aldı ki, Puşkin’le ilgili Türkçe yayımlanmış eserleri bir arada bulunduran nadir insanlardan biri haline geldim desem abartı olmaz.

Bu edinimler içerisinde keyif aldığım kitaplardan biri de Etkin Yayınevi’nin çıkarmış olduğu Yaşamın İçinden Puşkin  oldu. Kitap o kadar güzel yazılmıştı ki, hani kitap okumuyor da Puşkin’le birlikte yaşıyormuşsunuz dedirten cinsinden, o kadar gerçekçi. 

Bir kitap demeyin, böyledir işte. O bir kitap sizi diğer kitaplara, dahası var mı diye o kitabın yayınevine sürükleyiverir. Biraz araştırınca Etkin Yayınevi’nin resmi sitesine, dolayısıyla da yayınladıkları eserlerin okura fikir verecek güzel tanıtımlarına ulaştım. Biyografi okumayı seven biri olarak kocaman bir hazine sandığıydı benim için burası. Yayınevinin öncelikli amacı da buymuş, biyografik romanlar çıkarmakmış zaten. Bu hazineden daha sonra Jules Verne okumalarında da yararlandım. 

Kitapların yazanları kadar çevirmenleri de çok önemli kesinlikle. Yazan kendi dilinde eminim çok iyi çözmüştür okurunu.  Çevirmenin gücü burada ortaya çıkıyor işte, o da aynı hazzı benim dilimde verebilmeli ki, kitabı yaşayabilelim. Görülmezi Gören Adam JULES VERNE kitabında da aynı duyguları yaşayınca yayınevine, çevirmenlerine ve yayınladıklarına hem sempatim hem de güvenim arttı.

Yayınevi Ankara firması olunca hem kendilerini tanıma hem de yayınlarına duyduğum hissi belirtme gereği duydum.  Kitaplar çok özel şeyler, o kitapları bize sunanlar da en az onlar kadar özel ve güzel insanlar. Yazarından çevirmenine, yayınevinden kitabevine hepsi.

Bir kısa telefon konuşması ile başladı tanışıklık. Kısacık yalan olacak, farkındayım. Ne kısası? Niyet böyleydi sadece. Telefondaki ses öyle candan, öyle sıcak bir karşıladı ki bu aramayı, Puşkin’den, Jules Verne’den, bilginin kutsallığından tutun da, okunulası kitaplardan, çeviri dünyasının öneminden ve zahmetlerinden, okurların yaklaşımlarına değin nasıl geçtiğini anlamadığım yarım saatten fazla süren bir sohbet olmuştu telefonu kapattığımda.
 
Yaklaşık 1 ay kadar sonra telefon açarak, uygunsa kendilerini ziyaret etmek ve vaat edilen çayımı içmek istediğimi söyleyince sağ olsun hayır demediler.

Salı (05 Kasım) günü hem tanımak hem de okumayı arzuladığım yazarların biyografik romanlarını bizzat yerinden almak üzere oradaydım. Etkin Yayınevi, Kızılay’da Sümer-2 Sokak’ın Kumrular Caddesi ile hemen hemen kesiştiği bir noktada, 40/3’de. Ben aşağıdan Ziya Gökalp Bulvarı tarafından gelmiştim ama Kumrular Caddesi tarafından girilince sokağın hemen başında yayınevinin tabelası hemen göze ilişiyor zaten.

Kapıyı güleç yüzlü olduğu telefondan bile belli olan Kesim Danışman abi açtı. Hoşsohbet biri kesinlikle. Kesim abinin resmi kayıtlarda unvanı Etkin Yayınevi’nin Genel Koordinatörü olarak yer alıyor. Konuşmalar esnasında yanlış anlamadıysam eğer kendisi Eğitim Enstitüsü kökenli biri. Kitapla olan bu yolculuğunda bunun büyük etkisi olmalı.

Zamanın nasıl geçtiğini fark etmediğim bu sohbette kitap okumanın özel ve güzel yanlarından, bir başka dilin hem insanın kendine hem de insanlığa kattığı değere, kitabın ortaya çıkarılma sürecinden dağıtımına kadarki birçok konuyu konuşma fırsatı yakalamıştım.

Aramızdan ayrılmış çevirmen Mümtaz İdil abiden, kendini tanımaktan mutluluk duyduğum yaşayan hazine Mazlum Beyhan abiye, sağ olsun bir dönem sendika dergimizi basan İzmir’deki Etki Yayınevi’nden, dost Kabile Kitabevi ve dost insanların açtığı Yakın Kitabevi’ne birçok güzel insanı ve firmayı da yâd ettik bu vesile ile.

Konuşmalardan keyif almakla birlikte çeviri ile ilgili ne zaman bir konu geçse bir başka dil bilmediğime hem hayıflandım hem de kızdım kendi kendime vallahi. Bir insan yaşamında büyük eksiklik cidden bir başka dil bilmiyor olmak.

Konu şu meşhur Pavlenkov’un başlattığı seriye gelince sohbet çok daha keyifli bir hale geldi ve Kesim abi o zaman kadar çevirilerini yaptıkları ve yapmayı düşündükleri kitapları bir bir çıkarmaya başladı pencerenin önüne. Muhteşem bir hazine yükselmeye başladı o an kitaplar üst üste yığıldıkça. Kimler yoktu ki! Namık Kemal’den Einstein’e, Demokritos’dan Tolstoy’a, Atatürk’ten Hayyam’a… Benim en çok dikkatimi çeken de Maksim Gorki’nin yeniden canlandırdığı diziden 1933-1985 arası yayımlananlara ait Katalog oldu.

Bir dönem epece peşinde koştuğum bilginin çok önemli bir kısmının ilk elden eksiksiz ve basılı halini elime almıştım. Düşündüğüm gibiydi hazineyi bulmuştu Kesim abi. Bu konudaki merakımı ve araştırmalarımı anlatınca kendisine “bir ara kitabı vereyim de istersen fotoğraflarını alabilirsin sayfalarının” deyince ne kadar mutlu oldum anlatamam.

Bir dönem cidden epeyce çabalamıştım bu listeye ulaşmak için, çünkü bu listede bir hazine yatıyordu ve peşinden koşmak gerekiyordu. Yine Etki Yayınevi’nin çıkarmış olduğu Görülmezi Gören Adam JULES VERNE‘i okurken bu konu ile ilgili aşağıdaki notu kaleme almıştım:

 “Kitabın içerisinde yer alan künye kısmında “Bu kitap 1933 yılında Maksim Gorki tarafından başlatılan ‘Büyük Adamların Hayatları(Жизнь замечатеЛьных Людей)’ dizisinde yer alan ‘Jules Verne’in Üç Hayatı’ adlı kitabın 1960 baskısından çevrilmiştir” ibaresi yer almaktaydı. 

Neymiş acaba bu dizi diye merak edip araştırmaya kalktım ancak Türkçe sitelerde bununla ilgili bir bilgi bulamadım. Harfleri bulmak ve yazmak biraz uğraştırdı ama dizinin Rusça yazılışının üzerinden arama yapınca müthiş bir bilgi ile karşılaştım:

Florenty Federoviç Pavlenkov‘un 1890 yılında Игнатий Лойола. Его жизнь и общественная деятельность [Ignatius Loyola. Hayatı ve Sosyal Aktiviteleri] ile başlattığı Жизнь замечательных людей [Olağanüstü İnsanların Hayatı] dizisi farklı dizi isimleriyle yoluna devam etse de günümüze kadar sürdürülmüş.

Kesintilerle devam eden süreçte Maksim Gorki, 1933 yılında bir kez daha bu diziyi hayata geçirmiştir. 85 yıldır devam eden dizi kapsamında 2018 yılı itibariye (Temmuz 2018 yılında bu notu kalem almıştım zira) 1700’den fazla kitap yayımlanmış.

Yayınladıkları kitapların tamamını zaman içerisinde edinmek isterim. Çünkü zengin bir kütüphane hayali olan birisi için böylesi bir hazineyi raflara katmamak büyük eksiklik olur. Hele bir de bu kitapların ortaya çıkış hikâyelerini birinci ağızdan dinleyince daha bir yakın hissettim kendime.

Çok keyifli geçen bir sohbetten sonra daha önceden belirlemiş olduğum kitapları birkaç fazlasıyla alarak en kısa sürede kendilerini yeniden rahatsız edeceğim konusunda uyararak(!) çıktım oradan.

İzmir’deyken birçok defalar yaşama şansını bulduğum bu keyfi, gerilerde kalmış bir tadı Ankara’da da yakaladığıma çok mutlu oldum o gün.

Benim yakaladığım bu şansı, bütün kitapseverler ve okurlar da yakalasın isterim elbette kendisinin kabulüyle. Her zaman kendisini uygun ve yerinde yakalamak mümkün olamayabiliyor zira

Kendi adıma teşekkürler Kesim abi, teşekkürler Etkin Yayınevi

06.11.2019, Ankara

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.