Nâbizâde Nâzım

Otuz bir yıllık kısacık bir yaşama Türk Edebiyatı’nın iki mihenk taşını dikebilmiş bir kalem ustası Nâbizâde Nâzım. Bunlardan ilki edebiyatımızın ilk gerçekçi köy romanı kabul edilen Karabibik, diğeri de tam olarak bir psikolojik roman kabul edilmese de edebiyatımızda psikoloji öğelerinin kullanıldığı ilk roman özelliğini taşıyan Zehra

Bizim tanışmamız kütüphanemdeki Karabibik romanıyla oldu. İlk köy romanı olması ötesinde, yayımlandığı yıllarda realizm ve natüralizmin ilk müjdecisi kabul edilmesi yönüyle de ayrı bir öneme sahip.


Nâbizâde Nâzım’la tanışmam, kütüphanemdeki Karabibik uzun öykü/romanıyla oldu. Kitap, severek takip ettiğim Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları‘nın Türk Edebiyatı Klasikleri serisinden çıkmıştı. Edebiyatımızın sevdiğim bir çok klasiğini bu seriden okuduğum gibi, yeni yeni eserleri de bu seri vasıtasıyla tanıma fırsatı buldum.

Her zamanki gibi kitapları kendi hikayeleriyle birlikte okumak adına önce yazarı tanımaya çalıştım. Kütüphanemde Nâbizâde Nâzım hakkında biyografik nitelikte bir kaynak olmadığından, öncelikle okuma yapacağım kitaplarda yer alan bilgilerden sonra da yaşam öykülerini okumak konusunda sıklıkla başvurduğum Vikipedi, Ahmet Yesevi Üniversitesi Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi ve Türk Dili ve Edebiyatı sitelerinden yararlandım.


Nâbizâde Nâzım (1862-1893)

1862 yılında İstanbul Nişantaşı’nda dünyaya gelen Ahmet Nâzım, genç yaşlarda önce öz annesini, sonra da peş peşe önce üvey annesini sonra da alkolik ve ruh hastası olan babası Nabi Efendi’yi kaybetmiş. Ninesi tarafından büyütülen Nâzım, aktardığı anılarına bakılırsa mutsuz bir çocukluk ve ilk gençlik geçirmiş.

İlköğrenimini Tophane Mahalle Mektebi’nde almış. Önce Fevziye Rüştiyesi sonra da 1876 yılında Beşiktaş Askeri Rüştiyesi’nde öğrenim görmüş. Edebiyata bu okuldaki Farsça hocası olan Muallim Cudî Efendi sayesinde ilgi duymaya başlamış. Yükseköğrenimini Mühendishane-i Berri-i Hümayun (Kara Askeri Mühendis Okulu)’da yapmış, 1884 yılında da topçu mülazım-ı sanisi (topçu üsteğmen) olarak mezun olmuş.

Öğrenimine Mekteb-i Harbiye-i Şahane (Kara Harp Okulu)’de devam eden Nâzım, 1886 yılında Erkan-ı Harbiye (Genelkurmay) yüzbaşısı olarak mezun olduktan sonra kendi okulunda askeri öğretmenlik yapmış, burada yüksek cebir, istihkâm ve topoğrafya dersleri vermiş.

1880 yılında henüz öğrenciyken ilk denemesi “Esaret” Vakit gazetesinde “Mühendishâne Mektebi Şâkirdânından A. Nâzım” imzasıyla yayımlanmış. 1881 yılında da Cerîde-i Havâdis’te Hoşnişîn veya Cihanda Safâ Bu mu? adlı manzum piyesi yayımlanmış.

1889-1890 yıllarında keşif ve araştırma yapmak üzere önce Kaş sonra da Suriye’de görevlendirilmiş, 1890 yılında İstanbul’a dönmüş. O yıl, ilk Türkçe gerçekçi köy romanı kabul edilen Karabibik’i yayımlamış. Eser, Türk edebiyatında realizm ve natüralizmin ilk müjdecisi kabul edilmiş.

1890-1891 yıllarında “Râvi” takma adıyla gazete ve dergilerde edebî tartışmalara katılmış.

1891 yılında çıkmaya başlayan ve o günlerde bir bilim dergisi niteliği taşıyan Servet-i Fünûn dergisinin ilk yazarlarından birisi olmuş.

1891 yılında Manastır’da Üçüncü Ordu’ya bağlı Redif Fırkası’nda görev yapmış. İstanbul’a dönünce sevdiği kızla evlenmişse de maalesef mutlu bir evlilik yaşamı olamamış. Evlendikten kısa bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalanmış.

İki yıl tedavi gördüğü Haydarpaşa Hastanesi’nden çıkamamış ve 6 Ağustos 1893 yılında daha 31 yaşındayken yaşama veda etmiş. Cenazesi Üsküdar’da Miskinler Tekkesi yakınındaki mezarlıkta toprağa verilmiş.


Nâbizâde Nâzım, 31 yıllık kısacık bir yaşama Türk Edebiyatı’nın iki mihenk taşını dikebilmiş bir kalem ustası: İlki, 1890’da yayımlanan Karabibik adlı uzun hikâye denilebilecek romandır ki, edebiyatımızda ilk köy romanı olma özelliğini; diğeri ise, 1896’da yayımlanan Zehra romanıdır ki, tam olarak bir psikolojik roman kabul edilmese de edebiyatımızda psikoloji öğelerinin kullanıldığı ilk roman özelliğini taşır.

Karabibik, yayımlandığı yıllarda realizm ve natüralizmin ilk müjdecisi kabul edilmesi yönüyle de ayrı bir öneme sahip.

Her ne kadar bir dönem sonra tamamen öyküye yönelse de dönemin edebiyatçıları gibi o da ilk olarak yazın dünyasında şiirle yer bulmuş kendine. İlk şiirlerinde daha çok Muallim Naci, sonraki dönemlerde de Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit‘ten etkilenmiş.

Abdülhak Hamit‘in “Sahra” adlı şiirinden sonra dönemin şairlerinde doğayı anlatma girişimi yaygınlaşmaya başlayınca Nâzım da bu furyadan etkilenmiş ve şiirlerinin temalarında ilk sırayı doğa almış.

Erken yaşlarda kaybettiği anne ve babası onda derin izler bıraktığından şiirlerinde ölüm teması da çok baskındır. “Şairin ölüm üzerine yazdığı şiirlerden en çok bilineni “Anadolu Hisarı’nda Mezarlık“tır. Gerek üslup, gerek biçim ve gerekse edebi kavrayış olarak, o döneme kadar yazılan şiirlerden çok farklıdır. Ölüm duygusuyla doğa temasını birleştirmesini bilen ender şairlerden biridir. Sözünü ettiğimiz şiirde bireysel duygularla doğadaki zenginlik arasında derin bir bağ kurar ve tüm bunları ölüm düşüncesi etrafında birleştirir.” (Türk Dili ve Edebiyatı)

Nâzım, Natüralizmden etkiler taşıyan şiirleri, bilimsel konular ile dil ve edebiyatın sorunlarını ele aldığı makaleleri, Hakikiyyun (Realizm) görüşüyle yazdığı ve kendisinin batıdaki “nouvelle” türüne benzediğini söylediği öyküleri dönemin Hazine-i EvrakMir’at-i AlemRehber-i FünunAfak, Berk, Manzara gibi dergilerle Tercüman-ı HakikatServet, Mürüvvet gibi gazetelerde yayımlanmış.

1891 yılında ilk olarak Servet gazetesinin haftalık mecmuası olarak çıkmaya başlayan Servet-i Fünûn dergisinin ilk yazarlarından birisi olmuş, “Tahlilat-ı Edebiyat” başlığı altında edebiyat incelemelerini kalem almış.

Victor HugoAlfred de MussetAlexandre Dumas gibi Avrupa’nın önde gelen isimlerden çeviriler yaparak, Türk okurlarınca tanınmalarını sağlamış.

Ayrıca, öğretmenlik yaptığı dönemlerde fizik, kimya, jeoloji, kozmografya, matematik alanında çeşitli yazılar ve teknik kitaplar kaleme almış.

Bir arkadaşıyla birlikte bir ansiklopedi yazma girişiminde bulunmuşlar ve ilk formayı Katre adıyla basmışlar. Ancak Ahmet Mithat Efendi‘nin dolaylı engellemesi yüzünden bu teşebbüs yarıda kalmış.


Yaptığım taramalarda Nâbizâde Nâzım hakkında yazılmış üç adet biyografik eserle karşılaştım:

  • Şair ve Romancı Nabizade Nazım (Himmet Uç, Kitabevi Yayınları, 2007)
  • Nâbizâde Nâzım (Yrd. Doç. Dr. Necat Birinci, Kültür Ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1987)
  • Nabizade Nazım Yaşamı – Sanatı – Yapıtları (Engin Yayıncılık, 1997)

Bunlardan, tanıtım yazısında “Elinizdeki eser, edebiyat tarihimizde natüralizmin ilk örneklerini veren Nabizade Nazım’ın hayatı, eserleri ve düşünceleri üzerine yapılmış en kapsamlı çalışma özelliğini taşımaktadır” ifadesi yer alan Şair ve Romancı Nabizade Nazım’ı okumayı ve edebiyatımızda çığır açan bu ustayı biraz daha yakından tanımayı istiyorum.


Eserleri:

Eserlerin kronolojik sıralamasında Ahmet Yesevi Üniversitesi Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü’nü esas aldım:

  • 1880 Hatıra-i Şebab (Şiir)
  • 1885 Heves Ettim (Şiir)
  • 1886 Minimini-yahut-Yine Heves (Şiir)
  • 1888 Yadigârlarım (Anı-Öykü)
  • 1888 Hanım Kızlara (Antoloji)
  • 1890 Karabibik (Uzun Öykü-Roman) (kaynak sitede 1891 olarak görünüyor)
  • 1891 Bir Hatıra (Öykü)
  • 1891 Zavallı Kız (Öykü)
  • 1891 Mesail-i Riyaziye (Matematik Kitabı)
  • 1891 Muhtasar Kimya (Kimya Kitabı)
  • 1892 Sevda (Öykü)
  • 1892 Hâlâ Güzel (Öykü)
  • 1892 Haspa (Öykü)
  • 1892 Seyyie-i Tesamüh (Uzun Öykü)
  • 1892 Mini Mini Mektepli (Okuma ve yazma parçaları)
  • 1893 Esatir (Mitoloji)
  • 1893 Aynalar (Fizik Kitabı)
  • 1894 Zehra(Roman)

Bunlardan Hatıra-i ŞebabHeves EttimMinimini-yahut-Yine Heves adlı şiir kitapları Nabizade Nazım Şiirleri (Filiz Kalkan, Gece Kitaplığı, 2015)’nde bir araya toplanmış.

“Bir İftirak” ve “Sohbet-i Şebâne” başlıklı iki kısa öykü, YadigârlarımZavallı KızBir HatıraKarabibik, SevdaHâlâ GüzelHaspa ve Seyyie-i Tesamüh adlı uzunöyküleri Karabibik ve Diğer Hikâyeler (Dergâh Yayınları, 2015)’de bir araya getirilmiş. Karabibik bağımsız olarak birçok yayınevince çıkmış ancak, benim okuma yaptığım baskısı Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları (2020)’na ait.

Hanım Kızlara ve Mini Mini Mektepli eserleri Mini Mini Mektepli – Hanım Kızlara (Dergâh Yayınları, 2016)’da bir araya getirilmiş.

Yazarın tek romanı olan Zehra da Karabibik gibi birçok yayınevi tarafından defalarca basılmış ancak, benim okuma yaptığım baskısı Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları (2019)’na ait.

Dergâh Yayınları’ndan çıkanlar, günümüz Türkçesine uyarlanmadan ancak geniş bir sözlük desteğiyle yazıldığı haliyle Latin alfabesine çevrilerek verilmiş.

Ders kitapları olarak kaleme alındığını düşündüğüm Mesail-i RiyaziyeMuhtasar Kimya, Esatir ve Aynalar eserlerinin basılı olanlarını bulamadım.


Aslında yazarın ilk eserlerinden okumaya başlamam gerekirken bir müddet kitap edinmeme zorunluluğumdan dolayı mevcutlarımla yola çıktım. Bu nedenledir ki, Nâbizâde Nâzım okumalarım Karabibik ve Zehra ile şimdilik sınırlı kaldı. Birçok yayınevi tarafından defalarca basımı yapılmış olan her iki kitabı da kütüphanemde mevcut olan Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları baskılarından okudum.

Yazarın diğer eserlerini de uygun bir zamanda kütüphaneme katarak okumaya çalışacağım.

İkinci Dönem Tanzimat Edebiyatı’nın temel taşlarından olan, edebiyatımıza silinmez ayak izleri bırakan bu ustayı tanımanın Türk Edebiyatını anlamak isteyen her okur için gerekli olduğunu düşünüyorum.

17 Nisan 2021, Ankara


Kaynaklar:

  1. Vikipedia “Nabizâde Nâzım”
  2. Ahmet Yesevi Üniversitesi Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü “Nabizade Nazım”
  3. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi “Nâbizâde Nâzım”
  4. Türk Dili ve Edebiyatı “Nabizade Nazım Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri”
  5. Kitabevi Yayınları “Şair ve Romancı Nabizade Nazım”

Okumalar:

Karabibik
Karabibik
Zehra
Zehra

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.