02.10.2021 – Ankara,

Mustafa Erkenekli, 31 Temmuz 1972 tarihinde Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde doğar. Ailenin ilk çocuğudur.

İlkokulu Cumhuriyet İlkokulu’nda, ortaokulu Gölbaşı Ortaokulu’nda okur. Liseyi de Eskişehir Demiryolu Meslek Lisesi’nde okur ve 1989 yılında mezun olarak işe başlar.

Okul sonrası ilk görev yeri Payas (Dörtyol/Hatay) beldesinde yer alan TCDD Yakacık Lojistik Müdürlüğü’dür. Daha sonraları Gölbaşı/Adıyaman, Tatvan/Bitlis ve Malatya’da çalışır. Halen de Malatya TCDD 5 Bölge Müdürlüğü’nde memuriyetine devam etmektedir.

TCDD, Demiryolu ve Hafif Raylı Sistem Haberleri Lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde tamamlar.

2017 yılında Demiryolu Meslek Okulu Mezunları Derneği (DEMOK) Malatya Şubesi’nin 10. Olağan Genel Kurulu’nda Başkanlığa seçilir.

Erkenekli kendini daha çok şair olarak tanımlasa da şiirin yanında kısa öykü, deneme, makale ve romanlar da yazar. Şiir ve bu yazılarının birçoğu Malatya Hâkimiyet, Malatya Büyükşehir, Malatya Net Haber, Türk-Ay, Çağdaş Gölbaşı, Merhaba Gölbaşı, Alternatif Bakış, Adıyaman GAP Olay, Adana-Ceyhan CRTV Haber, Adana Bakış gazeteleri ile Mavi Çınar, Anadolu’m, Kardelen, Sevgi Yolu, Ortanca, Başarı Edebiyat, Bir Edebiyat Yaprağı, Hece Taşları, Mahzunice, Herfene ve Töre dergilerinde yayınlanır. Şiirlerinin bir kısmı da Anadolu Âşıkları, Antalya Güllük Güldestesi ve Malatya Kent Konseyi tarafından yayınlanan Beydağı Sanat Günleri antolojilerinde yer alır.

Etem Karaüzüm’ün Bizim Hücre – Ben ve Çatlı ile Beni Âşık Mı Edeceksin? kitaplarının editörlüğünü yapar.

Yukarıda adı geçen yayınlarda halen yazmaya devam eden Mustafa “şiirlerinde kimi dem, yanık ve içli bir sevdayı; kimi dem de toplumsal konuları ele alıp işlemektedir.”

Kalem ve kâğıdın dostluğunu, yarenliğini yakalayabilmenin hem gücü hem de bir ferahlığı vardır onda:

“Birazdan kelimeler yerinden oynayacak,

  Ve gönül kazanında bir şiir kaynayacak.

Hep gönül kazanımızı kaynattık, hep o kazanda pişirdik duygularımızı. Yazmak için yaşamadık, yaşamak için, soluk almak için yazdık.

Her mısraın bir nefes, her şiirin derin bir iç çekiş olduğuna inanıp aldığımız nefeslerle sürdürdük hayatımızı. Üzülmedik mi? Elbette üzüldük. Sevinmedik mi? Elbette sevindik. Belki bizlerin şansı; üzüntülerimizi ve sevincimizi rahatça anlatabildiğimiz “kâğıt” gibi bir dostumuz olmasıydı. Ve belki bu yüzden diğer insanlardan daha şanslıydık.

Şanssızlığımız mı? Şüphesiz ki en büyük şanssızlığımız; bir illüzyonistin gösterisinde sergilediği numaraların hilesini bulmak zorundaymış gibi; olaylara, insanlara ve hayata hep hilesini bulmak için bakmak zorunda kalmaktı.

Gördüğümüz, duyduğumuz ve yaşadığımız her şeyi Veysel’in sadık yâri olan kara toprak misali bizlerin sadık yâri olan kâğıda döktük.”

Gül Batımı’nın giriş kısmında yer alan şair Çiğdem Kader’e göre de:

“Kendini hızla yenileyen, okuyucuyu labirentlere çeken bir şiir anlayışına doğru yelken açıyor şair. Bir diğer şairi tekrarlamanın “gölgede konuşlanmak”, kendini tekrarlamanın ise “nakarat” olduğu günümüzde, Mustafa Erkenekli’nin kalemi, kendi üslubuna has imzasıyla bu ortamdan köşe bucak kaçmaktadır. Sanat, var olanı yansıtmaktan ziyade, sanatseverin yüreğine yeni tatlar sunmalı, taze heyecanlar pişirmelidir sözünden hareketle, Erkenekli’nin şiirlerinde bu tadı bulmak mümkündür. Bir sonraki kıtaya, “Daha ne sürprizler var?” keyfi ve merakı ile geçiyoruz. Okurla “Bihaber” köşe kapmaca oynuyor. Her yeni şiirinde sürpriz ve ani bir çıkışla karşıdan bitiveriyor heyecan…

Bir 1 kişi görseli olabilir

“Oku atan da benim, hedefteki elma da”, “Gölgemle göz göze bakışıyorum”, “Ölüsü kaybolan mezar gibiyim”, “Ölümün saçından hayat tarayan/Dişsiz bir tarakmış senin yokluğun”, “Hayat mektebinde külli cahilim”. Bu ve benzeri mısraları gördükten; Perdesiz Sazlar, Mazi Sızısı, (derin bir armoni tadında olan) Zira, Kıyısız Umutlar… gibi şiirleri tekrar tekrar okuduktan sonra “Bu kitap çabuk ulaşmalı okura” dedim.

Şiirlerin içinde kaybolurken başka şiirlere, başka melodilere uzanıyor hafızanız. Mustafa Erkenekli’nin bazı şiirleri var ki, zihni zorluyor, eğlendiriyor, kelimelerdeki ‘ver-kaç’ları aksiyon dolu. Alışılmış filmlerden bıkanlar; beklenmedik sahnelerler birbirini kovalayan hayal oyunları dolu bu şiirlere bir bilet kesiversinler, derim.”

Aynı kitapta yer alan şair ve yazar Ömer Emecan, “Şiiri omurgasından yakalamak” gerektiğini söyleyen Bahattin Karakoç’un “İyi bir şair zamana direnmeli, kendini yetiştirmeli, sıradan olmayacağım, diyerek şiirin hakkını vermelidir. Toplumun dertlerini bilmeli, ortak olmalı ve bunları şiirine yansıtmalıdır. Şiir ve insan bir bütündür. Et ve tırnak gibidir, koparılamaz”, “Şiirin hakkı verildiğinde, okuyucu da şaire değer verir” ve “Okuyucu şiiri okuduğunda, içinde kendini bulmalı, şiiri okuyunca duygu seline kapılmalı, ondan haz almalıdır” sözlerine yer vererek:

“15 yıla yakındır tanıdığım, şiirlerini takdir ve beğeniyle okuduğum Mustafa Erkenekli de bu tariflere uyan, kalitesi ve kalibresi tartışılmaz bir şairdir. Şair Mustafa Erkenekli, Üstat Karakoç’un “şair kendini yetiştirmeli, sıradan olmamalı” düsturuyla hareket eden ve aynı zamanda “gölgede duranın gölgesi olmaz” şuuruyla kendi tarzını oturtabilmiş zirve isimlerinden biridir.

Onun şiirleri, bize ait bir tarif olan “her şiir tadına bakılmayı bekleyen, bir yol üstü meyvesidir” sözüne uyan, her tadanın keyfine doyamadığı bir lezzete sahip olduğu gibi, diğer meyvelerin tadına bakılması konusunda da, birer davetiye hükmündedir. Erkenekli, toplumun dertlerini bilen ve o dertleri iliklerine kadar yaşayan ve hisseden bir gönüle sahip olan ve bu duygularını, hece hece, mısra mısra şiirlerine yansıtarak bir gergef gibi işleyen, nadide bir gönül erbabıdır. Onun şiirlerini okuyup da duygu seline kapılmamak elde değildir. Nadiren serbest vezinle yazsa da ağırlıklı olarak, hece vezniyle döktürdüğü dizelerde, bir başka şairin gölgesine rastlayamazsınız.

“Aşk; elimde sonsuzluğun vizesi. Bir deli tay idim, geldim hizaya. Yazık ki sadece gölgemi yendim. Hasadım sendedir, harman sendedir. İhanetle vuruldum, tam alnımın çatından Kimse bilmez derdimi kime ilettiğimi. Arayanım olmazsa, gurbet-sıla denk imiş. Sevda ticaretinin delik filesi dolmaz. Sevmek; deli tay iken köşelere sinmektir. Zemheride sıcaktan çürümezsem namerdim. Duman neye denir, anladım şimdi. Hesabı tutulmaz aşkta çilenin. Sevdanın tohumuyum al gönlüne ek beni” ve

“Kelimeler babasız, kalemler ise ebe,

  Yüreğimde mısra var, şair, şiire gebe…

  Son durağım artık firak limanı,

  Gemiler yanalı asılar geçti…

  Yemsiz bir oltayım göl ortasında,

  Acıkan balıktan derman beklerim.

  Dayanırken en şiddetli depreme,

  Bakışınla çöküyorum Gülizar…

  Bakışın ömrüme son verir amma,

  Sicili tertemiz silah gibisin…”

dizeleri de ona aittir.

Onun şiirlerini her okuduğumda, “son zamanlarda şair yetişmiyor” diyenlere “ O da ne demek, Erkenekli’nin şiirlerinden haberiniz yok, herhalde” demekten kendimi alamıyorum. Hece ve mısralarıyla, Şiir Dağlarının zirvelerine çıkan Sayın Mustafa Erkenekli’nin dalgalandırdığı bayrağa selam durmamak elde değil.” demektedir.

Aynı kitapta yazar, şair ve fotoğraf sanatçısı Yasin Mortaş, Mustafa’yı şöyle anlatmakta:

“Mustafa;

Sessizlik yüklü trenin, yükü indirilirken çıkardığı kutlu vaveyla…

Ya da hüzün yalnızlıklarına yaslanan ve yiğitliğini kısrağının arkasına almış bir Kays gibi…

O, Leylasını kendi içinde devindirir; içindeki kırık aynalardan yüzüne bakar ve aşk uçlu kalemlerle zamana mersiyeler yazar. Dikişi sökülen hüzünlerini mavera kumaşıyla yamar ve ruh üşümelerini gidermeye çalışır.

Mustafa, yolcusuz garlarda hep kendi kalabalığını göndermeye hazırlanır uzaklara.”

Eserleri:

  • 2011 Damla Kuyusu (Malatya Araştırmaları Derneği Yayınları)
  • 2016 Gül Batımı (İtalik Kitapları)
  • 2013 Aşkın Öl Dediği Yerde (Sage Yayıncılık-Kuğu Kitap) (Yade Yayınları, 2018)

  1. Tren Haber (25 Eylül 2017) “Başkanlığa Erkenekli Seçildi”
  2. Damla Kuyusu (Malatya Araştırmaları Derneği Yayınları, 2011)
  3. Gül Batımı (İtalik Kitapları, 2016)

Okumalar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.